15 Ekim 2017 Pazar

YAĞMURLAR ALTINDA

Yağmurdan sonra Efe ve ben, Skytrain beklerken, Saladeng BTS istasyonu, Bangkok, 12 Ekim 2017

Yine bir Ekim... Bangkok’da  5. defa Ekim ayını görüyoruz. Yağış bu iklimin göbek adı ama hiç bu kadar yaşığlı olmamıştı sanki Ekim. Belki sonbahara özendi şu tropik iklim de kim bilir.


Hava kapalı, gri haftlardır. Güneş kendini hiç göstermiyor, sadece sıcağını gönderiyor sanki sürekli yağan yağmurun ıslaklığıyla birleşip nem olarak bize yapıştırıyor. Toprak artık almıyor suyu. 


Yağmur, kapalı hava, şimşekler farklı bir his yarattı bende son haftalarda. Sahte sonbahar da olsa sanki kışı karşılayacak gibi hissediyorum. Üşümeden ıslanıyorum mesela!  
Çok ıslandım yağmurda Bankok’da, çok yürüdüm dize kadar sularda ancak iki gün önceki gibi sıçana hiç dönmemiştim. Efe’yi okuldan almaya gidiyordum çünkü sözüm vardı ona yeni çılgınlığımız olan Hot Wheels truck ve yeni Hot Wheels arabalarından alacaktık. Her zamanki gibi bizim sokaktaki motorlardan birine atladım.
Saçlarım ıslaktı, duştan çıkıp hemen dışarı çıkmam gerektiğinde, saçlarımı motorda giderken sıcak rüzgardan faydalanarak kurutuyorum. Sadece ulaşımda değil saç kurutmada da motorlar son derece etkili araçlar. 5 dakika yolculuk zırıl ıslaklığı alır, 10 dakika yolculuk ise hacimli ve doğal motorbike fönü yapar. Arada bir de elle saçın yönünü değiştirirsen herkes “oo kuaförden çıkmışsın galiba saçların ne kadar güzel olmuş” diye iltifatlar yağdırır.

Her zamanki gibi yine motorbike fönü yapmak amacıyla evden çıktığımda kara bulutlar tam karşımdaydı ama ben okula varana karar sabreder diyordum, etmediler. Önce suyun sesi duyuldu açık kalmış yüzlerce musluk üstüme doğru ilerledi, ilk kez yağmuru böyle karşıladım. Derken bir anda deliler gibi ıslatmaya başladı. Gözlerimi açamadım yağmurun şiddetinden, zaten yüzümde kalmış olan güneş gözlüklerimi takmaya devam ettim.  Motordan inmeyi düşündüm ama yolda kalıp ıslanmaya devam etmektense motor üzerinde ıslanmaya devam etmeye karar verdim.
Çok keyif almaya başladım, yüzümüden gözümden sular süzülürken, 3 dakika içinde kurutmayı planladığım saçlarım tekrar şampuan yapıp durulanacak kadar yağmur suyuna maruz kalmıştı. Bu şartlarda hangi akla hizmetse motoru kullanan sürücü gaza basmaktan büyük keyif alıyordu!
Gözlerimi kapattım, bu anın tadını çıkarmalıydım. Yüzmenin farklı bir biçimiydi bu. İçimden “artık yağmur yağdığında motora binmeliyim” diye geçirirken okulun kapısına varmışız diye neredeyse üzülecektim.

Saçlarımı güzelce sıktım, yüzümdeki suları ancak ellerimle attırdım, paçalarımdan kendimi süzdürerek suyun ağırlığı ile ağırlaşan ayaklarımı çeke çeke insanların acıklı bakışlarına aldırmadan okula girdim.
Sabaha kadar süren bir yağışın ardından Bangkok sokaklarından görünüm. Bu yazının yazıldığı gün ben böylesi sularda yüzmüyordum ancak bu görüntü sıkça karşılaştığımız bir sahne. Kimse neden bu kadar çok yağmur yağdı da sel oldu diye kızmıyor, tevekkülle kabul ediyor ve terliğini giyip sularda yürümeye devam ediyor. Her günkü gibi işine gidiyor, yoluna bakıyor ve gülümsüyor...


Aslında yaşadığım bu duruma sinir olmam beklenebilirdi ama sinirli olmak bir yana tersine deli gibi mutluydum. Galiba bu ülkenin sakinliği, umursamazlığı bizi de hiç ummadık açılardan ele geçirdi. Her şey olur, her şey geçer, hatta her şey unutulur mu? 

İçimden şükür geçti ıslanarken, burada olduğum için, yağmuru hissedebildiğim için, oğluma sarılmaya gittiğim için, bana olumlu anlamda umursamazlığı öğreten bu ülkede yaşadığım için, sahip olduklarım için hatta neden sahip olamıyorum diye içime dert koyduğum konulara bile şükrettim o kısacık zamanda. Bütün olumsuz düşünceler saçlarımdan süzülen sulara karışıp gitti. Hafifledim.   

Yağmur güzel, yağmur bereket, su hayat. Ya da su akar deli bakar, bakış açısına bağlı işte! Ben ıslanmaktan yana olan taraftayım. Efe beni görünce “annecim hasta olma seni kurutayım” diye boynuma atladı. Al işte günün getirdiği bir büyük mutluluk daha... Beraber Skytrain’e yürüdük yağmur biraz azalınca. İnince hemen üstüme kuru birşeyler alıp giydim çünkü Tayland’da alışveriş merkezleri 18-20 derecelerde.

Kuruyunca hayal aleminden çıktım tabi. Ama o güzel hafiflik hissi günün geri kalanında devam etti.

Yağmurlu karanlık havalar sayesinde uzun zmaandır ihmal ettiğim mumlarımı yakıp, en keskininden  tütsülerimi telleyip  “Vikingler” seyrediyoruz Efe’yi yatırınca. Utanmasak bir de şömine yakıcaz! İyiden iyiye aklım bana oyunlar oynayıp kışa gireceğimize kendimi inandırmamı istiyor. Sıcak çikolata hatta sıcak şarap bile isteyecek kıvama yakınız.

Güzellik göreceli, “beni bu güzel havalar mahvetti!”

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder